ANASAYFA  |  HAKKIMIZDA  |  İLETİŞİM   |  ÜYE KAYIT

İleriye Uzanan Yol - Dilys Gater

İleriye Uzanan Yol - Dilys Gater

   Tek arzuları bize ruhsal yolumuzda yardım etmek olan her çeşitten görünmeyen varlıkla; ruhlar, melekler ve rehberlerle çevrili olduğumuzdan kendimizi bu hayatta çaresiz kalmış veya yalnız hissetmeye hiç gerek yoktur. Tavsiye, rehberlik, bilgelik, hakikat ve her şey hakkında ihtiyaç duyduğumuz, maddi dünyayla başa çıkmamızı mümkün kılacak uygulanabilir yardım da dahil olmak üzere bütün bilgi eğer bizler sadece kulaklarımızı, gözlerimizi ve zihinlerimizi ona açmayı istiyorsak, kolayca ulaşılabilir durumdadır.

Birçok kültür bizden önce ötealeme gitmiş olanların şimdi yaşarken mücadele içinde olanlara ilham verebileceklerini, yardım ve rehberlik edebileceklerini, bu yardım alma yöntemine minnettar kalmanın önemini tanımıştır. Bazı vakalarda bunun kabileyle veya toplulukla ilgili bir şey olduğu dikkat çeker; tesirleri daha genel ve herkese faydalıdır: örneğin, azizlerin ve büyük liderlerin örnekleri.

Ama belki sessizce ve sıradan yaşamış, aile çevresi dışında tanınmamış olağan insanların yani bizim kendi sevgili dostlarımızın ölümden sonra devam eden mevcudiyetlerine ilişkin kanıtlar da eşit derecede kıymetlidir. Onlar dünyadayken onları teskin etmeye ve onlara rehberlik etmeye çabalamış olanların ihtiyaç halinde olması durumunda böylesi ruhlar artık beden içinde olmasalar bile sevgiyle yardım edecek ve tavsiye vereceklerdir. Psişik veya ruhsal farkındalık, bir eve başka hiçbir şeyin getiremeyeceği şeyi getirir; hiçbir insanın bir ada olmadığı gerçeğini. Sevelim veya sevmeyelim hepimiz birbirimize bağlıyız; başarılarımızla, dindarlığımızla veya sosyal kıymetimizle değil ama varoluşumuzun temel gerçeğiyle. Hepimizi birbirimize bağlayan, bu ilahi kıvılcım, bu ilahi saf altın damlasıdır.

Bazı bireyler bazı türden kararlar almaya ihtiyaç duyduklarında sık sık psişiklere ya da medyomlara danışırlar. Doğru seçimi yapmakla veya “doğru yolda ilerlediğinden” emin olmakla ilgilenen, rehberlik veya tavsiye istemeye gelenler genellikle vesveseli ruhlardır çünkü kendi yargılarından emin olan, düşünsel ve ruhsal bakımdan iyi dengelenmiş insanlar fal baktırmak veya önceden hangi hayatları yaşamış olabileceklerini sormak için nadiren medyomları rahatsız ederler. Aslında hayatta tek bir “doğru yol” yoktur. Birçok yol vardır ve kişi hangisini seçerse, sonunda yolculuğun sonuna ulaşacaktır. Önemli olan şey, kişinin seçtiği yolda kararlı olması ve aldığı-alacağı kararlar için sorumluluk üstlenmesidir. Herkes ister geleneksel ahlaki anlamda “iyi” veya sosyal olarak “doğru” olsun veya olmasın o anda kendileri için doğru olan yolun sezgisel olarak farkındadır. Bazen en iyi ve en uygun yol, en kolay olanıdır ama hayatın içinde çocukluktan itibaren başlayan koşullandırma veya kendine değer verme eksikliği aslında hiç de doğru olmayan bir beklentinin işaret ettiği yola girilmesine neden olabilir. Bu durum aslında birçok insanın bazı kararlarla yönlerini oldukça kolayca değiştirebilecekleri halde zor hatta ıstıraplı olan bir yaşam yoluna körü körüne yapışmasının sebebidir.

Eğer kendi başımıza hangi yola gideceğimizle ilgili olarak yeterli olmadığımızı hissediyorsak ve hayattaki her yolculuğun bir sonraki basamağını işaret eden hiçbir işaret de yoksa, yine de tavsiye her zaman elde edilebilir durumdadır. Bir seçim yapma veya tercihte bulunma yolunun üzerindeki engellerden biri, kişiliğimizin tarafsızlıkla geride kalmasını ve böylelikle lehte ya da aleyhteki önerilerin objektif bir biçimde tartılmasını imkansız kılan egomuzdur, “isteyen” tarafımızdır. Egonun yaygara koparan sesi o kadar yüksektir ki, gerçekten aradığımız takdirde bize daima ruhsal rehberlik vermeye hazır olan o “sakin, küçük sesi” hangi kaynaktan gelirse gelsin duyamayız.

Psişik kariyerimin başlangıcında kendimi hayli ruhsal yardım ihtiyacı içinde hissetmiştim. Hem devam ettiğim spiritüalist grupta hem de başka yerlerde, bu dünyada izledikleri yolu bilirmiş gibi görünen bütün insanlar bana kendi görüşlerine dayalı farklı farklı öğütler verdiler. Hangisinin doğru olduğunu ben de -zihnim karışmış bir halde- merak ediyordum: Hangisi en iyi yoldu veya benim için en iyisi hangisiydi?

Dualarımda, meditasyonlarımda ve evimde yalnız başıma geçirdiğim saatlerde o yüce güçten rehberlik gelmesini bekleyerek Tanrı’ya olan inancımı korudum. Ve o ilk günlerde yaptığım ikinci zihinsel yolculuklar dizisi beni çok farklı bir yere götürdü. İlk başta bu vizyonun niçin gösterildiğini veya benim için olan önemini anlayamadım. Ben o ruhsal farkındalık içinde ilerledikçe detayları yoğunlaşan bu vizyon ilk başlarda bir an için görünen sahneler halinde geldi. Aynı zihinsel yolculuğu yaptıklarını ve gördüğüm yer hakkında daha fazla şey anlatabileceklerini kabul edip böyle meselelerde daha deneyimli kişilere bunu aktardığımda, anlattıklarıma büyük bir huzursuzlukla tepki gösterdiler. Spiritüalist grubumun önde gelen üyelerinden biri bütün psişik faaliyetlerimi durdurmamı çünkü çok tehlikeli bir noktada olduğumu bile söyledi. Evet, vizyonumdaki bu yerin ıstırapla ve acıyla dolu olduğunu görmüştüm ama buna rağmen orada olmaktan dolayı asla korkmamıştım, hayatımın daha önceki dönemlerinde ruhsal tehlike tehdidini deneyimlemiş olmama rağmen bu kez kendimi herhangi bir tehlike içinde hissetmiyordum.

İlk olarak gördüğüm şey dimdik bir kayalığın tabanında ayakta duran, uzun boylu, kukuletalı bir varlıktı. Kayalığın üzerinden ilk olarak bir çağlayan olduğunu düşündüğüm şey boşalıyordu (çağlayanların benimle ve hayatla çok ilgisi var gibi görünüyor, onları çok anlamlı ve önemli bulurum. Su, güç ve kuvveti temsil eder ve derin sudan korkmama ve yüzemememe rağmen onu severim.) Manzara biraz netleşince hava, yer, kayalık ve ondan dökülen her ne idiyse onu da içeren, hatta gökyüzü ve yeri aydınlatan şey ne idiyse; her bir şeyin aynı renkte olduğunun farkına vardım. Bu rengi dünyada hiç görmedim ve asla da görmek istemem. Hem kuru hem de ıslak kandan, bağırsaklardan, dışkıdan, yanan tozdan, kavrulmuş kilden, küllerden yapılmış gibi görünen kırmızımsı kahverengi bir renk; tarif etmek imkansız. Burasının kayıp bir yer olduğu, hiçbir ziyaretçinin gelmediği, hiçbir şeyin yetişmediği, bütün ümitlerin yıkıldığı bir yer olduğu izlenimini veren korkunç bir renk. Önceki ziyaretlerimde bu kukuletalı varlıkla konuşmuştum. Onun cübbesi, tüm bu karanlığa rağmen, buradaki her şeyden farklıydı ve onun yüzünü ne gördüm ne de görme ihtiyacı hissettim ama ona ismini sordum. Muhafız olduğunu söyledi, sonradan muhafızların diğer bölgelere girişlerin ve çıkışların koruyucuları olduklarını ve birçok psişik yolcunun onlarla oldukça sık karşılaştıklarını keşfetmeme rağmen bu veri o anda benim için hiçbir anlama gelmiyordu.

Muhafız bana vermek ister gibi göründüğü bazı nesnelere sahipti. Bu şey bir çeşit taş, bir çeşit alev kırmızısı yanan kömür gibi görünüyordu. Onu ellerime aldım ama onun ne olduğunu sorduğumda aldığım tek cevap “tedarikler”di. Anlamadım ama bir tür yolculuğa çıkmak üzere olduğumu kabul ettim ve bu nesne beni yolda takviye edecekti, nasıl olacağı hakkında hiçbir fikrim olmamasına rağmen.

O zamana kadar ruhsal güçle donatılmaya dair değişik kültürlere ait çeşitli tariflerle karşılaşmama rağmen bu nesnenin ne olduğunu bilmiyordum. Yanan bulut, ateşli taş veya kömür, karanlığın, negatifliğin ve kötülüğün yakılıp uzaklaştırılmasını ve bunun başarılabileceği gücü sembolize ediyor gibidir. Avucuma konulan ateşli taşın bana gösterilmek üzere olan görevi yüklenebilme gücü olduğunu düşünüyorum şimdilerde. Kendimi tekrar tekrar o dehşet verici yere geri dönerken, geri gitmeye zorlanırken buldum; bunu anlatıp tavsiyelerini sorduğum insanların hepsi bana “Uzak dur. Orası gitmek istenecek türden bir yere benzemiyor.” demiş olmalarına ve amacın ne olduğunu henüz bilmiyor olmama rağmen, içimden bir his oraya bir amaç için götürülüyor olduğumu söylemekteydi. 

En sonunda muhafıza bana daha fazla bir şey açıklayabilir mi diye sorduğumda o hazırdı. Bakışımı o ana kadar bu yerde gördüğüm tek şey olan uçurum ve çağlayandan çevirdi ve kendimi sonsuzluğa doğru uzanıyormuş gibi görünen düz bir platoya bakarken buldum. Bu dehşetli bir manzaraydı. Bu yerin geri kalanıyla aynı korkunç renkteki derin yapışkan çamur olarak görünen platonun kendi yüzeyi haricinde hiçbir ağaç, hiçbir sınır taşı, hiçbir şeyin işareti yoktu. Çamurun içinde, çamur içinde yuvarlanan ve mücadele eden varlıklar yatıyordu. Yere yığılmışlardı, kendilerini ümitsizce dirseklerinin üzerinde yükselterek, gene geri kayarak, gözleri çamurla dolmuş olarak dikilerek ve ağızlarını tıkayan çamur yoluyla yardım istemeye çalışıyorlardı.

O platoda yüzlercesi, binlercesi vardı. Bütün manzara kaynayan, üzüntü dolu bir kitleden ibaretti. Çamur içine yerleştirilmiş donuk top şekillerini ve atların düşmüş bedenlerini görür gibi oldum. Buna rağmen bu savaş sonrası izleniminin, devasa bir çarpışma sonrasına bakıyor olduğum gerçeğini sadece bana hatırlatmak için orada olduğunun farkına vardım. Bunların yaralananlar, geride kalanlar olduğunu ve yardıma ihtiyaçları olduğunu kabul ettim. Istırabın ve acının farkında olmama, her ruhun can çekişmesini adeta kendi bedenimde hissediyormuş gibi görünmeme rağmen, aynı zamanda bunların hepsinden tamamen ayrılmış halde olduğumu belirtmem çok önem taşıyor. Bu ayrılmış olma hali, psişik veya herhangi bir bağlamda diğer insanlara yardım etmeyi istiyorsanız, böyle bir sürece başlamadan önce öğrenilmesi gereken ve daima sağlanması gereken bir şeydir.

Psişik ve ruhsal meselelerde diğer insanları çevreleyebilen ağırlığı ve karanlığı hissedebilmek ve deneyimleyebilmek, bazen onların negatifliğini taşımak veya onların kaderi olan yolda onlar adına gerileme iğvasına düşmek kısmen olasıdır. Ama bu sonunda ne onlara ne de size yardımcı olur. Bir psişik, bir şifacı diğerlerinin duygularını yoğunlukla anlamayı öğrenir ve ama onların trajedilerinden uzak kalır. Yardım veya rehberlik sunmaya hazır olunmalıdır ama onlar kabul etse de etmese de diğerlerinin seçme hakkına mutlak olarak saygı gösterilmelidir.

Muhafız bana benim için hazırlanmış olan vazifeye bakmakta olduğumu söyledi. Görevim, bu korkunç kırmızı çamur ovası üzerinde mücadele eden varlıklar arasındaydı. Bir an için kendimi bir tür Kızıl Haç kol bandı takmış, yardım etmek için istekle çamurun içinde adım atarken ama boş ellerim dışında hiçbir kaynağım yokken çabalarken ve bu abidevi ıstıraba yardım etmeye çalışıp bu katlanılmaz ıstırabı yatıştırmaya çalışırken gördüm.

İlk başta bana ne söylendiğini anlayamadım. Göreceli olarak deneyimsizdim, bu elbette ki bir uzmana, güçlerinin korkunç kuvvette olduğu kanıtlanmış olan birine göre bir görevdi. Ben bu tür bir kuvvete sahip miydim? Ama eğer gideceğim yol bu idiyse, ne içerirse içersin, onu izlemek zorundaydım. Bunu nasıl başaracağım hakkında hiçbir gerçek fikre sahip olmamama rağmen yalnız başıma çalışmam gerektiği işaret ediliyor gibiydi ama o korkunç ovada oraya başka birinin geleceğine dair hiçbir işaret yoktu. Herkesin beni oradan uzak durmam ve bu ıstırap vizyonlarından sakınmam için uyarmış olması gerçeğine rağmen, orası birçok insanın -hatta psişiklerin bile- gitmek isteyeceği bir yer gibi görünmüyordu.

Ama sezgisel olarak Muhafız'ın haklı olduğunu hissettim. Bu yer nerede olursa olsun, ne olursa olsun orası işimin olduğu yerdi. İhtiyacım olan güç ve kuvvetin bana verileceğinin farkına vardım. Görevimle yalnız başıma yüzleşmeyecektim, bana yardım edilecekti. Bununla birlikte, bir problem vardı. Muhafız’a görevimi kabul etmek için elimden geleni yapmaya istekli olduğumu söyledim ama bu kırmızı çamur ovasının nerede olduğu hakkında hiçbir fikrim yoktu. Başka bir gezegende bile olabilirmiş gibi görünüyordu. Oraya nasıl gidebilirdim? Onlara yardım etmek için bu acınacak durumdaki kayıp ruhları nasıl bulabilirdim? Cevabı basitti. Muhafız şöyle dedi: “Onlar sana gelecekler.” 

Spiritüalist grubumun toplantılarına katılmaya başladığım haftalar içinde psişik ve medyomsal güçlere sahip olduğumun ve aynı zamanda doğal bir şifacı olduğumun farkına varmıştım. Sonraki aylar içinde bana, gelecekteki çalışmam için talimatlar verilmişti ve görevimi tamamlamak için ihtiyaç duyacağım bütün yardımın ve gücün bana verileceği sözü verilmişti. Bir yıldan kısa bir süre içinde İngiltere’nin güneyinde seyahat eden profesyonel bir şifacı olarak çalışmaya başlamıştım bile.

Bu türden bir şey bir drama, bir roman gibidir. Ama benim kısa sürede keşfettiğim gibi, eğer ona izin verirseniz inanılmaz olan her zaman gerçekleşir. Mucizeleri günlük yaşamın bir parçası olarak kabul etmeyi öğrendim.                                                         

 Psychic News’ten çeviren: Veli Mete

KAYIT OLUN
Etkinliklerimizden haberdar olmak için mail adresinizi giriniz.


Haberler & Duyurular

15 Ekim 2016'da başlayacak olan "İRAD Kendini Bilmek Seminer"lerimiz Cumartesi günleri saat 15:00'de gerçekleşecektir.
» Devamı

06 Ekim 2016'da başlayacak olan "İRAD Varlıksal Gelişim Seminer"lerimiz Perşembe günleri saat 19:00 - 21:30 arasında gerçekleşecektir.
» Devamı

Haziran ayı itibariyle taşındığımız yeni adresimizdeki ilk konferansımız Sn. Jale Eğitim Önder'in sunumuyla gerçekleşti. "Hakikat Yolunda Rehberlik" isimli konferansımıza yaklaşık 65 misafirimiz katıldı.
» Devamı

Açık Adres Bilgilerine Buradan Ulaşabilirsiniz
» Devamı