ANASAYFA  |  HAKKIMIZDA  |  İLETİŞİM   |  ÜYE KAYIT

Karşılıklı Tesirler - Dr. Bedri Ruhselman

 Ruhçuluk bilgisinin ülkemizdeki önderi, Yeni Ruhçuluğun kurucusu, büyük vazifeli üstat Dr. Bedri Ruhselman’ı, bedenli vazifesinin sona ermesinden 53 yıl sonra saygı ve minnetle anarken sizlere Ruh ve Kainat Dergisi’nden alınmış olan aşağıdaki yazısını sunuyoruz.

Bu yazımla çok mühim bir konunun incelenmesine yönelmiş oluyoruz. Bilhassa bu konunun bizce önemi, insanın halleri ve hareketleri üzerinde vaki olan neticeleri bakımındandır.
İnsanlar, umumiyetle iki türlü tesir altında bulunurlar. Daha doğrusu insanlar üzerinde vukua gelen tesirler, gene insanlar için iki görünüm arz eder. Bunlardan birisi idrak edilen, diğeri de idrak dışında kalan tesirlerdir. Bir tesirin nereden veya kimden geldiği, ne maksat veya sebep altında vukua geldiği, o tesire hedef olan insan tarafından bilinir ve anlaşılır ise onu idrakli tesir grubuna, bilakis tesirin menşei ve mahiyeti hakkında hiçbir bilgiye sahip bulunulmadığı takdirde vaki olan tesiri de idraksiz tesir grubuna sokarız. Babasının sözünü dinleyen bir çocuk, hocasının kendisinden beklediği vazifeleri istenilene uygun şekilde yapmak isteyen bir talebe, arkadaşının ısrarlı arzularına uyan bir dost... İdrakli birer tesirle karşı karşıya bulunmaktadırlar. Buna karşılık, sebebini bilmeden içinden gelen zorlayıcı itilişlerle hareket eden, bazen iyi, bazen kötü yollara itilen ve sebebi meçhul arzuların ve ihtirasların hakimiyeti veya direktifleri altında bir makine gibi hareket eden bir insan da idraksiz tesirin güzel bir misalini arz eder. Bu misalleri biraz daha açıklayabiliriz.
Bir subay amir, askerine bir emir verir. O asker, subayından gelen bu emrin mutlaka yerine getirilmesi lazım geldiğini, bu hususta göstereceği en küçük bir ihmalin bile kendisinin ağır şekilde cezalandırılmasına sebep olacağını ve bu emrin kaynağının kendisinde olmayıp dışarıda bulunduğunu idrak eder. Ve ister istemez, fakat daima dışarıdan bir tesire tabi olduğunu bilerek, o tesire ya baş eğer veya eğmez ve ona göre de neticelerini açıkça görür. İşte bu idrakli bir tesirdir.
Fakat bir manyetizör de bir süjeyi ipnoz haline koyar ve uyku halinde bulunan süjesine, uyandıktan şu kadar saat sonra herhangi bir işi yapmasını telkin yolu ile ondan ister. Süje uyandıktan sonra, uykusu esnasında geçen bütün hadiseleri ve bu arada manyetizörün telkinlerini de unutmuştur. Fakat aradan zaman geçip de istenen saat gelince süje, birdenbire şiddetli bir isteğin tesiri altında kalır. İradesi otomatik olarak onun bu isteği peşine takılır ve hemen hemen bir makine gibi süjeyi, bu isteğinin peşinde birtakım hareketleri yapmaya zorlar. Hatta ölüme bile, öldürmeye bile sürükler, kendisine uykusunda iken manyetizör tarafından verilen emre göre!... Bu da, idraksiz bir tesirdir.
İdrakli ve idraksiz tesirler hakkında bu kaba ve açık misalleri verdikten sonra asıl sözümüze gelelim. Dünyada hiçbir varlık yoktur ki, bu iki tesirden ve bilhassa idraksiz tesirlerden örtünmüş ve bağımsız kalabilsin. Ve hatta görgü, bilgi ve tecrübelerimize dayanarak çekinmeden şunu diyebiliriz ki, dünyamız ve kainat, varlıkların birbirine olan karşılıklı tesirleriyle idare edilmektedir. Yani, bütün kainatta idare edilenlerle, idare edenlerin gerek aşağılara, gerek yukarılara doğru, zincirleme olarak sürüp giden karşılıklı tesirleri, büyük kainat organizasyonunun sonsuz organları dediğimiz organizasyonlarının ahengini, düzenini, idaresini, hayatiyetini, kısaca tekamüle yarayıcı muazzam ve sonsuz değişimlerini sağlayan bir zarurettir, bir icaptır.
O halde şunu söyleyebiliriz ki, hiçbir canlı varlığın (tabii ki, cansızlar da başka bir yolda bu tertibe dahildirler), hiçbir hal ve hareketi yoktur ki, daha yukarılardan gelen bir tesirin şümulünden bağımsız kalmış olabilsin!...
Bu söz, bu yolda zihinlerini henüz kafi derecede yormamış olanlar için ilk hamlede tartışılması mümkün bir manzara arz edebilir. Ve bu hali de doğal ve çok yerinde yapılmış bir hareket tarzı olarak görmek icap eder. Bununla beraber, bu münakaşayı kendi idrak sahasında ve diğer tamamlayıcı bilgi ve müşahadelerin ışığı altında yapan her düşünce sahibinin, ileriye doğru hamle alarak çok mühim idrak ve sezgi sahalarına varacağını muhakkak sayarız. İleride bu husustaki bilginin diğer tamamlayıcı unsurlarını takdim etmeyi de kendimiz için bir borç telakki ederek, şimdilik sözü pek uzatmak istemiyoruz. Ta ki, kıymetli fikir adamlarının, muhterem araştırıcı dostların böyle mühim bir konuda, bizzat düşünme ve araştırma imkanlarına taarruz etmiş olmayalım.
Etrafta olup biten şeylere alıcı gözüyle bakar ve her hadiseyi İlliyet Prensibi merceğinden görerek, müşahadeler yaparak bütün hadiselerin görünmez bağlarla sımsıkı birbirine bağlı olduğu halde vukua geldiğini ve bir hadisenin başka bir hadiseyi adeta tamamlar gibi takip ettiğini ve bütün olayların belirli bir maksat ve gaye yolunda, hayat yolunda, ideal yolunda, şaşmadan, müspet ve menfi kutuplar halinde görünmekle beraber, gene el ele, kol kola yürüdüğünü görmekte bir an gecikmeyiz. Ve bunun bir adına da armoni deriz. Fakat, acaba bu armoniyi temin eden ve tekamüle, büyük ideale yönelik sonsuz madde istihalelerine sebep olan, insanlarca malûm (bilinen) ve malûmdan fazla meçhul (bilinmeyen) tesirler mevcut değil midir? Mevcut ise, bunların mahiyetleri, birbirine karşı durumları ve nihayet fonksiyon mekanizmaları nelerdir?
İşte, Dergimiz'in bu sayfasında da, bugün ilk temas ettiğimiz ve yorulmadan takip edeceğimiz ve takip etmek azminde bulunduğumuz büyük kainat problemlerinden birisinin daha eşiğine, yukardaki suallerle adımımızı atmış bulunuyoruz. Kıymetli okuyucularımız arasında, bizimle birlikte bu mesut eşiğe yönelmiş dostlarımıza bu sahada daha ilerki görüşmelerimizde büyük hizmetlerde bulunabileceğimizi umuyoruz.
Fakat her şeyde olduğu gibi burada da, daima tedrici, ihtiyatlı ve basiretli yürüyüşü ve de hazım ede ede ilerleyişi ön planda tutacağız. Bugün için ilk işimiz, bu sualleri kendi kendimize sorabilmenin zaruretini izah etmeye çalışmak ve gelecek cevapları almak ihtiyacını duymak olacaktır.

 

KAYIT OLUN
Etkinliklerimizden haberdar olmak için mail adresinizi giriniz.


Haberler & Duyurular

15 Ekim 2016'da başlayacak olan "İRAD Kendini Bilmek Seminer"lerimiz Cumartesi günleri saat 15:00'de gerçekleşecektir.
» Devamı

06 Ekim 2016'da başlayacak olan "İRAD Varlıksal Gelişim Seminer"lerimiz Perşembe günleri saat 19:00 - 21:30 arasında gerçekleşecektir.
» Devamı

Haziran ayı itibariyle taşındığımız yeni adresimizdeki ilk konferansımız Sn. Jale Eğitim Önder'in sunumuyla gerçekleşti. "Hakikat Yolunda Rehberlik" isimli konferansımıza yaklaşık 65 misafirimiz katıldı.
» Devamı

Açık Adres Bilgilerine Buradan Ulaşabilirsiniz
» Devamı