ANASAYFA  |  HAKKIMIZDA  |  İLETİŞİM   |  ÜYE KAYIT

Devre Sonu ve Yeni Çağ - Paul Brunton

 Yıkılan ve doğan uygarlık evreleri bir süre için yan yana bulunurlar. Bundan doğan çatışma ciddi bir kargaşa ve kriz durumunu ortaya çıkartır, bugün var olan böyle bir durumdur.
 Eski bir ideolojide kalmak isteyen bireyler ile kendi dünyasal çıkarlarını genel iyiliğe feda etmeyi reddeden gruplar, bir çağın çöküşünü ve yeni bir çağın başlamasını gösteren bir geçiş döneminden geçtiğimizi görmezler ya da görmeyi istemezler. Bu körlük, evrimin sürmesini engellemez.
 Çöküş, bundan önceki dönem sırasında saklı durumda kalmış olan kötülüklerin ve hastalıkların, gitgide daha güçlü bir şekilde kendini göstermesiyle oluşmuştur.
 Gezegensel tarihin bir çevriminin sonu karşısında bulunuyoruz, ama yenisi de çoktan açılmıştır. Bu, uygarlığımızdaki iki zıt akımın aynı anda bulunmasını açıklamaktadır. Örneğin, sorumluluklarını ve görevlerini bırakır bırakmaz bir beşer grubunun zihnini sürekli olarak nefsani zevklerin çılgın isteği doldurmakta, öte yandan bir başka grup, şuurunu duyularının üstüne yükseltmek için şiddetli bir istek beslemektedir.
 Son yıllar boyunca yaşam büyük bir kargaşa göstermiştir, ama yine de bu olayların arkasında kusursuz bir mantık vardır, bunların gizli anlamları vardır, nedenlerin ve sonuçların sürekli bir şekilde birbirine bağlanması söz konusudur. Her şey birbirine bağlıdır. Uygarlığın yapısı öylesine düzenlenmiştir ki, ekonomik alanda geçen bir şey, kültürel alanda da etkili olur.
 Beşeriyet henüz yıkılan uygarlığı mı doğan uygarlığı mı seçmek gerektiğini bilmeksizin toplumsal varoluşunun bir yol kavşağında bulunmaktadır. Yıkılmakta olan uygarlık, şimdiye dek izlediğinin devamıdır ve ona daha kolay görünmektedir. Öbürü ise bilinmedik bir ülkeye doğru götürmektedir, demek ki daha tehlikeliye benzemektedir. Birincisi başlangıçta daha az özveri istemektedir, ama sonunda daha çok özveri isteyecektir. İkincisi içinse bunun tersi geçerlidir.
 Beşeriyet bir anlamda seçmekte özgürdür, başka bir anlamda da değildir. Yeni çağ, evrimsel baskı ve karmik düzeltim nedeniyle bir öncekinin basit bir karşılığı olamaz. Eğer beşeriyet birinci yolu seçerse, kan ve şiddet içinde başlamış olan yeni çağ bunların baskısı altında kalmayı sürdürecektir; eğer ikincisini seçerse kan da şiddet de azalacak ve gerçek barış kurulacaktır.
 Zorbalığın gelecekte özgürlüğe, yanlışlığın doğruya, terörün sükunete, vahşetin rahatlığa götürdüğü görüşünü savunanlar önce kendilerini, sonra da başkalarını düş kırıklığına uğratmışlardır. Çok zaman önce İsa, dikenin üzüm vermediğini söylemiştir, beşeriyetin barbarlık ağacından mutluluk yemişinin devşirilmeyeceği her zaman doğrudur.
 Doğan ve ölen çağlar arasında seçim yapmak gerekir, kesin bir dönemeçte olduğumuzu bilmek ve bize dayatılmış olan deneyimlerin anlamını kavramak gerekir. Eski yolu izlemek artık olası değil. Beşeri yaşam değişmek zorunda. Eğer bunu anlarsak, gerçekten korkunç olan seçeneğin yanında, yeniden yapılanma artık bize o denli korkunç gelmeyecektir. Bu tarihsel fırsatı yakalamak ve genel iyiliği özel çıkarların üstüne yerleştirmek gerekir.
 Beşeriyet, eskiden ona yararlı olan, ama şimdi onu sıkan bir gelenekten soyunmaktadır. Güçsüz kalmış bir kültürün yıkılması, soysuz bir ekonomik dizgenin çatırdaması, modası geçmiş bir toplumsal düzenin parçalanması, yıpranmış bir politik yönetimin gerilemesi, bütün bu ögeler geçmişte bazı değerler taşımış bile olsalar, kaçınılmaz tarihsel oluşumlardır. Bunlar artık bugün gezegenimizin barındırdığı altı milyar beşeri yaratığın spiritüel gelişimini engellemektedir.
 Önümüzde olup bitenler konusunda neden gözleri kapatmalı? Bu hoşumuza gitsin gitmesin, önüne geçilemez olan konusunda, bunun ağır sonuçlarına katlanmak pahasına, gözleri açık tutmak daha iyidir. Yeni bir dünya eskisinden doğacaktır. Bunu ne bir kimse, ne bir şey engelleyebilir. Bu dünya, onu, bencillikten uzak, değerli fikirlere ve ideallere uygun olarak kurduğumuz ölçüde daha iyi olacaktır. Eğer bencilliğin, bu başat durumda sürüp gitmesine izin verirsek daha kötü olacaktır.
 Uygarlık değişmek zorundadır. Eğer istersek kuramsal olanı gerçeğe dönüştürebiliriz. Dünyayı ıstıraplarından kurtarmanın yolu umutsuzlanmak değil, umut etmektir.
 Dünyayı sarsmış olan dev boyutta olaylar konusunda zihinlerimizi ve ahlakımızı düzene sokmak gerekir. Eğer bunu yapamaz ya da istemezsek daha da aşağıya düşmeye yazgılı oluruz. Nasıl hiçbir çağ ıstırapları açısından bizimkine benzemiyorsa, aynı biçimde olanakları açısından da benzememektedir.
 İçsel koşulları düzenlemek istiyorsak, dışsal koşulları değiştirmek gerekir. Nesnel koşulları düzenlemek istiyorsak, zihinsel koşulları değiştirmek gerekir. Kentleri olduğu kadar zihinleri de izbelerinden kurtarmak gerekir. İnsanı, kendini spiritüel olarak diri tutmanın daha soylu kaygısıyla ilgilenebilmesi için, fizik olarak canlı kalmanın çirkin kaygısından kurtarmak gerekir. Ona yeterli yiyecek, uygun giysiler, ev ve ailesini geçirdirebilmesi için bir iş gerekir. Eğer bu temel şeylerden yoksunsa, kendini felsefi düşünceye verecek enerjisi, mistik yaşamla ilgilenecek zamanı nasıl olabilir? Bu var olma kavgasına tutsak olmuşsa ve yaşlılığında açlıktan ölmeye bırakılıyorsa, o ancak bir yarım adamdır. Daha yüksek bir zihinsel yaşama ulaşması için ona hangi umut bağlanabilir?
 Bizim yalnızca bir bolluk değil, aynı zamanda bir boş zamanlar çağına girme şansımız var. Bu boş zamanlar, kültür edinmeye olanak sağlar. Beynin gelişmesi insanın köleliğini azaltır. Fizik çalışmanın azalması, ona daha iyi bir düşünce ve hayvan düzeyinin üstünde davranma şansı verir. Mucit, kendinden sonra gelene, daha yüksek olanaklarını gerçekleştirmekte yardım etmek isteyen spiritüel öğretmene yolu açar.
 Bolluk ve boş zamanların kötü kullanılmasının sakıncaları vardır. Kötü kullanılan bolluk materyalizmle sonuçlanabilir. Nefsani zevklere harcanan boş zamanlar da spiritüel bilgisizliği daha da artırabilir. Bu nedenle her şeyden önce ahlaki bir tutum gereklidir. Bizi ilgilendiren, yalnızca ekonominin iyileştirilmesi değildir. Bunlar gezegenimiz üzerinde yaşamı olanaklı kılarlar ama yaşamın daha derin başka bir anlamı daha vardır. Dünyayı yığınlar için daha iyi kılmak, ama bu çabanın kendi kendine yeterli olduğunu düşünmeyi reddetmek gerekir. Bu ekonomik materyalizmin yanlışı, insanın temelde bedeni için var olduğuna inanmasıdır. İnsan, dünyaya beynini geliştirmek ve Yüce Benliğini gerçekleştirmenin yüksek amacı doğrultusunda bedenini kullanmak için gelmiştir.
 Yanlışımız, kendimize daha rahat bir yaşam sağlamak için makinelerden yararlanmakta, tekniğin şaşırtıcı uygulamalarını kullanmakta değildir. Yanlış, yaşadığımız uygulama biçiminden çok, izlediğimiz ahlaki amaçlarda bulunmaktadır. Yanlışımız, nesnel gereksinimlerin doyurulması ile spiritüel ve ahlaki gereksinimlerin doyurulması arasındaki dengenin bozulmasında bulunmaktadır.
 Beşeriyet, yeryüzünde büyük bir ortaklık olarak yaşamak üzere biçimlenmiştir, er ya da geç uluslar, eğer onaylarlarsa barış içinde, tersi durumdaysa zorla aralarında işbirliği yapmak zorunda kalacaktır. Tarih ve koşullar bu amaç için elbirliği ederler. Çünki gelecekleri zorunlu olarak tektir. Bunun anlamı, bir gün insanlar tarafından devletler arasında çizilmiş bütün sınırların kalkacağı, bölgesel bir özerkliğin eski dar uluşçulukların yerini alacağı, her halkın aynı zamanda kendisinin de yararlanacağı genel zenginliğe katkıda bulunacağıdır. Bu gezegende yaşayanlar, sonunda bir gün büyük bir birim oluşturacaklardır. Bu süreç, ulaşım ve iletişim araçlarını derinlemesine değiştirecek ve savaşları doğuran ekonomik yetersizlikleri ortadan kaldıracak olan yeni buluşlarla kolaylaşacaktır.
 Önümüzde bulunan amaç budur. Buna doğru ilerleme hızımız, geçmiş deneyimlerimizden ve şimdiki ıstıraplarımızdan sağlayacağımız yararın ölçüsüne bağlı olacaktır.

KAYIT OLUN
Etkinliklerimizden haberdar olmak için mail adresinizi giriniz.


Haberler & Duyurular

15 Ekim 2016'da başlayacak olan "İRAD Kendini Bilmek Seminer"lerimiz Cumartesi günleri saat 15:00'de gerçekleşecektir.
» Devamı

06 Ekim 2016'da başlayacak olan "İRAD Varlıksal Gelişim Seminer"lerimiz Perşembe günleri saat 19:00 - 21:30 arasında gerçekleşecektir.
» Devamı

Haziran ayı itibariyle taşındığımız yeni adresimizdeki ilk konferansımız Sn. Jale Eğitim Önder'in sunumuyla gerçekleşti. "Hakikat Yolunda Rehberlik" isimli konferansımıza yaklaşık 65 misafirimiz katıldı.
» Devamı

Açık Adres Bilgilerine Buradan Ulaşabilirsiniz
» Devamı