ANASAYFA  |  HAKKIMIZDA  |  İLETİŞİM   |  ÜYE KAYIT

Jeofiziğimiz Değişiyor - Laura Lee

 Zaman size de gittikçe hızlanıyor gibi geliyor mu? Uyku düzeninizde ve rüyalarınızda sürekli deliksiz uyku periyotlarının ardından etkin ve canlı rüya periyotlarının gelmesi gibi değişimler fark ediyor musunuz? Duygularınız ve ilişkileriniz daha da yoğunlaştı mı? Deja vu sıradan bir deneyim haline mi geldi? Peki ya bazı şeylerin artık bir biçimde farklı olduğuna dair o belirsiz his? Bunları sadece hayal etmediğinizi keşfettiğinizde, siz de benim kadar mutlu olabilirsiniz. Yalnız değilsiniz. Ve bu deneyimler için çok gerçek kanıtlar var.


Bu deneyimlerin, psikolojik olsalar da fizyolojik ve jeofiziksel unsurlar içerdiğini öneren ve çeşitli kaynaklardan derlenmiş kanıtlara sahibiz. Bunun anlamı, yeryüzündeki değişimlerin vücudumuzu etkilediğidir, çünkü bu ikisi birbirlerine süptil biçimde bağlıdır.
Aslında öylesine süptildir ki yaşamın içinde veya bir çok türün gelgitlere, dolunaya zamanlanmış doğurganlık döngülerinde ya da yakın zamanda keşfedildiği gibi, (insanlar da dahil) memelilerin ve kuşların beyinlerinde bolca bulunan ve yeryüzünün manyetik alanına uyumlu ve tepkil olan bir çeşit özelleşmiş hücre olan magnetitte gözlenebilene dek çoğunlukla bu “bağlantılar”ın farkında olmayız. Posta güvercinlerinin yuvaya dönmesine ve deniz canlılarının göç yollarını tayin etmesine olanak sağlayan magnetit; bazı insanların ve hayvanların neden depremlere gerçekleşmesinden önce (sismik olaylar öncesinde manyetik alanda saatler ve günler öncesinden meydana geldiği bilinen bölgesel anormallikleri hissediyorlar) hassasiyet gösterdiklerini ve koyunların neden yeryüzünün manyetik gücünün doğal çizgileri olan ley hatları üzerinde sıralanarak oturduklarını anlayabilmemize de olanak sağlayabilir. Evet, bizler yeryüzünün manyetik alanının etkisi altındayız ve onunla uyum içindeyiz. Peki yeryüzündeki, bizi etkileyen bu değişimler nelerdir?
Bu değişimler insan ölçütlerine göre çok uzun zaman dilimleri içinde meydana gelir ve döngüseldirler. Bu, onları çoğunlukla fark etmememizin sebeplerinden biridir. Daha önceki döngülerin arkada bıraktığı ipuçlarını gözlemlemek için en iyi yer, yeryüzünün bizzat sakladığı jeolojik kayıtlardır. Bilim bu döngülerin nasıl okunacağını ya da ne anlama geldiği hakkında çok az şey bilmektedir. Bu bilgi, o dönemlerde yaşamış eski uygarlıkların kayıtlarında yer alıyor olabilir.
Bu iki kayıt türünü ilişkilendirip etkileyici ve -eğer haklıysa- önemli bir resmin parçalarını birleştiren Gregg Braden, bu konuda hamle niteliğinde bir araştırma yaptı. Braden’in geçmişi ve kişisel deneyimleri bu yeni kanıtı tanımlayabilmek için hayli yeterli; Gregg eski ve deneyimli bir bilgisayar sistemleri tasarımcısı ve jeolojik kayıtlardaki bu tür jeofiziksel çevrimlerin ipuçlarını tanımlayabilecek bir jeologtur. Erken yaşlarda iki ölüme yakın deneyim yaşamış ve ayrıca tur rehberi olarak çalıştığı yıllar içinde çeşitli eski kültürlere ait tapınakları, yazıtları, efsaneleri ve gelenekleri araştırma olanağı da bulmuştur. Braden eski kültürlerin, bu döngüleri yaşayıp sadece bunlarla ilgili kayıtlar bırakmakla yetinmeyip daha yüksek şuur düzeylerine kolayca ulaşmak amacıyla bu döngülerden faydalandıklarını da keşfetti. Döngüler öylesine faydalıydı ki bu döngüler arasındaki dönemlerde, bu döngüsel ve jeofiziksel şartların günümüzde yeryüzünde yaşanan geçiş dönemindekilerle aynı olduğunu gösteren tapınaklar tasarlayıp inşa etmişler ya da doğal alanları kullanmışlardı. Onlar döngülerdeki bu noktaya “Çağların Değişimi” demişler ve dahası, bize talimatlar da bırakmışlardı.

1. Jeofiziksel Durum: Yeryüzünün
Artan Zemin Frekansı

Yeryüzünün zemin frekansı ya da “kalp atışları” (Schumann Rezonansı, kısaca SR) dramatik bir şekilde yükselmektedir. Çeşitli coğrafi bölgeler arasında değişkenlik gösterse de uzun yıllardan beri yapılan genel ölçümlerde her saniyede 7.8 döngü idi. Bir zamanlar bunun sabit olduğu zannediliyordu, küresel askeri haberleşme sistemleri bu frekansa göre geliştirilmişti. Son raporlar bu oranın 8.6 olduğunu ve daha da tırmandığını belirtmektedir. Bilim buna neyin nasıl yol açtığını bilmemekte. Braden ise Norveçli ve Rus araştırmacılar tarafından bu konuda toplanan verilere ulaştı; bu bilgiler ABD’de kapsamlı olarak açıklanmadı (Seattle Kütüphanesi’nde SR ile ilgili tek kaynak, bunu hava olaylarıyla ilişkilendirir). Bilim SR’yi dünya genelinde, hava durumunu ve sıcaklık değişimlerini gösteren bir ölçüt olarak kabul etmektedir. Braden da yükselen SR’nin son yıllardaki şiddetli fırtına, yağış ve hava olaylarının sebeplerinden biri olduğuna inanmaktadır.

2. Jeofiziksel Durum: Yeryüzünün Zayıflayan Manyetik Alanı

Yeryüzünün “nabzı” yükselirken manyetik alan gücü azalmaktadır. New Mexico Üniversitesinden Prof. Bannerjee’ye göre, yeryüzünün manyetik alanı son 4000 yıl içinde yoğunluğunun yarısını yitirdi. Prof. Bannerjee, bu alanın gücünün manyetik kutupsal değişimlerin öncülü olmasından ötürü bir başka kutupsal yer değişiminin gelmekte olduğuna inanmaktadır. Braden da bu döngüsel değişimlerin kutupların yer değiştirmesiyle bağlantılı olduğuna inanıyor çünkü yeryüzünün jeolojik kayıtları da tarihteki geçmiş döngüsel değişimlerin aynı zamanda manyetik yer değiştirmelerin de işareti olduğunu belirtmektedir. Ve çok büyük zaman ölçekleri içinde bu değişimlerden topu topu birkaç tane olduğu biliniyor.

YERYÜZÜNÜN GEÇMİŞ KİTABI

Jeolojik kayıtlar, günün olaylarını tortul sayfalara kaydeden büyük bir kitap gibidir. Manyetik kutupsal yer değişimleri deniz tabanının gittikçe genişleyen sırtlarına izlerini bırakır; önceden eriyik olan kayalardaki demir partikülleri lavlar soğurken ve sertleşirken kuzey kutbu yönünde dizilir. Bugün, ayrıntılı örnekler sayesinde, kuzeye doğru manyetik yönlenmenin periyodik 180 derecelik sapmalar gösterdiğini “okuyabiliyoruz”. 76 milyon yıldan fazla bir zaman dilimi içerisinde 171 kutupsal yer değişim kaydedilmiştir; bunların 9’u son 4 milyon yıl içinde meydana geldi. “Tahminim şu ki, manyetik taklalar yeryüzünün manyetik alanı sıfır noktasına dek azalır azalmaz çok hızlı meydana gelmekte ve sonra yavaşça tekrar yükselmektedir” diyor Braden.
Geo-Monitor dergisinin editörü Vince Migliore ise “Yakında da olabilir, binlerce yıl sonra da. Jeolojik kayıtlardan kesin bir tarih belirlemek olanaksız,” demektedir. “Fakat şunu biliyoruz ki, yakın jeolojik geçmişi içinde yoğunluğunda dalgalanmalar olduğu bilinen yeryüzünün jeomanyetik alanı, günümüzde eski yoğunluğunun ancak küçük bir parçasıdır.” Peki, birden ona kadar bir sıralamada şu an en iyi ihtimalle neredeyiz, diye sorduğumda aldığım cevap: 1,5! Bilim adamları bunun yarattığı etkilerle ilgili neler biliyorlar? Migliore’a göre en bildik olan fenomen manyetik kutupların büyük göçü. Pusulaların manyetik Kuzey’den 15-20 derece sapma olduğunu gösterdiği manyetik anormalliklerle ilgili raporlar var.

TAPINAK MEKANİĞİ

Braden birçok eski tapınağın alışılmadık manyetik alanlar ve frekanslar sergilediğini belirledi ve bunları ölçtü. Anlatılanlara göre insanlar, 1800’lerden günümüze dek büyük dolmenlerden ve Büyük Piramit’ten gelen çınlama ve mırıltı sesleri duyduklarını, garip ışıltılar gördüklerini, kıvılcımlar çıktığını hissettiklerini söylemişler. Braden’a göre gizemli ve muhteşem bir mühendislik başarısı olan Büyük Piramit, zayıflayan manyetik alan ve artan zemin frekansı gibi her iki jeofiziksel değişimi de gösterdiği bilinen tek tapınak.
New Mexico’da yaşayan Braden zamanının büyük bölümünü Güneybatı Tapınakları arasında geçirmekte ve başka ülkelerde “tapınaklar” ama bu ülkede “Kızılderili Harabeleri” denilen bu kalıntıları ve onlar hakkında düşünmemizi ve onları korumamızı gerektiren sebepleri araştırmaktadır. Braden, bin yıl önce Anasazi medeniyeti tarafından inşa edilen ve “kiva” denilen dairesel yeraltı tapınaklarında çeşitli değişmiş şuur seviyelerine ulaşmak amacıyla yapılmış “akorlu rezonans çukurları” belirledi. Bir rezonans çukuru, rezonans ya da uygun geri besleme döngüsü oluşturan ve bir başka frekansla uyumlanan, frekansı artırıcı doğal boyutlara sahip boş bir mekandır. Braden, bazı özel kivalar için o diğer frekansın insan zihni olduğunu söylemektedir.

İÇSEL MEKANİK

Tapınak ve kutsal diye bilinen sit alanlarının, düşük manyetizma ve/veya yüksek frekansla ilgili deneyimler sunuyor olması sadece rastlantı mıdır? Büyük Piramit içindeki bilinen üst odalar, çarpıcı bir şekilde aşağıdaki odalardan daha düşük manyetik kayıtlara ve daha yüksek frekanslara sahiptir. Braden bunun, döngüler arası şartları yeniden yaratmak için önceki medeniyetler tarafından geliştirilen teknolojinin bir parçası olduğuna ve bu yapıların, özellikle onları harekete geçirmek için kullanılmak üzere tasarlandığına inanmaktadır. Peki, düşük manyetik alan ve yüksek titreşim oranları üzerimizde ne gibi etkiler yapar? “Nasıl ve neden sevdiğimizi, korktuğumuzu, yargıladığımızı, hissettiğimizi, ihtiyaç duyduğumuzu ve incittiğimizi belirleyen kalıpları daha kolay değiştirme olanağı,” diyor Braden. “Yoğun manyetizma, duygusal ve zihinsel kalıplar içinde nesilden nesile geçerek morfogenetik alanda korunabilir. Zayıflayan manyetik alanla birlikte, yeryüzünün artan zemin frekansına uyum sağlamaya çalışan diyapazonlar gibi, vücudumuz ve hücrelerimiz de yüksek şuur seviyelerine daha kolay erişmeyi sağlamak için yeryüzüne uyum sağlamaya çalışıyor.”

ÖNCEKİ DEĞİŞİMLERİN KAYITLARI

Dünya genelinde, eski medeniyetlerden kalan yazılı ve sözlü miraslar onların geçmiş döngülerle ilgili “değişimleri” yaşadıklarını göstermektedir. “Kadim kayıt tutucular, bu olayla ilgili olarak ne ummamız gerektiğine ve daha da önemlisi, bu dönemlerde nasıl davranmamız gerektiğine dair işaretler bıraktılar,” diyor Braden. “Yöntem, şuurun daha yüksek seviyelerine ulaşmak için gereken en iyi fırsatı değerlendirmeyi ve duyguların önemine odaklanmayı içeriyor. Esseniler, bunu bir bilim dalı haline getirmişlerdi. Ve Eski Mısır’ın mister okullarının inisiyasyon törenleri, belirli bir sırada yer alan özel tapınaklarda birinden diğerine geçerek gerçekleşirdi. Her tapınak ve temsil ettiği tanrı, insan psişesinin bir yönüne adanmıştı. Her unsur bir sonraki seviyeye geçebilmek için bir öncekiyle dengede olmak zorundaydı.”

İNİSİYASYON TÖRENLERİ

Duygulara odaklanmak neden gereklidir? Bugünkü biyoteknolojik araştırmaları inceleyen Braden DNA’mızın yani yaşam kodlarımızın duygularımız tarafından etkilendiğini keşfetti. Onun açıkladığı şekliyle DNA kodları, çeşitli zamanlarda “seçilerek” meydana gelmektedir. Duygular, hücrelerin kimyasal gerilimini ve frekansını etkileyen özelleşmiş biyokimyasalları DNA gibi tepki veren moleküllere karşı tetikler. Duygularımızın DNA’mızda evrimsel sıçramaya hazırlık olarak yeni aminoasitler yapılması amacıyla (kendiliğinden yeni mutasyonlar olduğu rapor edilmektedir) seçenekleri harekete geçiren düğmeler gibi davranmaları olasıdır. Sonuç olarak, kadim bilgelik, hayat için birçok düzeyde işleyen ve başarılı olan bir strateji önermektedir.

YERYÜZÜ: KÜRESEL BİR TAPINAK

“Biz, yaklaşık 200.000 yıl önce başlayan bir döngünün tamamlanışını ve 2000 yıl kadar önce sergilenen bir inisiyasyon sürecini yaşıyoruz.” diyor Braden. “Geçmiş çağlarda, uygun inisiyasyon yoluyla bu özel koşullar daha yüksek düzeylere daha net erişim için kullanılmıştı. Artık onları özelleşmiş tapınak odalarında yeniden yaratmaya ihtiyacımız yok. Hiçbir yere gitmek zorunda değiliz. Dünya ölçeğinde meydana gelen bu jeofiziksel koşullar sayesinde küresel bir inisiyasyon odasında yaşıyoruz. Yeryüzü sanki bizi tekamülün bir sonraki basamağına hazırlıyor.”
Bilim de bu benzerlikleri gösteren birkaç olaya tanıklık ediyor olabilir ama Braden’a göre “kadim gelenekler, insanlık tarihindeki bu önemli anlarda bireylerin bu hızlı değişimleri korkmaksızın deneyimleyebilmesini sağlayan bir bilgeliğin sunulduğunu söyleyen anlayışı korudular. Bu, o anlardan biridir. Bu bilgelik artık aktarılmaktadır. Hayatınız sizi bu büyük değişim için hazırlıyor. Zaman, şimdi.” diyor Braden. 

KAYIT OLUN
Etkinliklerimizden haberdar olmak için mail adresinizi giriniz.


Haberler & Duyurular

15 Ekim 2016'da başlayacak olan "İRAD Kendini Bilmek Seminer"lerimiz Cumartesi günleri saat 15:00'de gerçekleşecektir.
» Devamı

06 Ekim 2016'da başlayacak olan "İRAD Varlıksal Gelişim Seminer"lerimiz Perşembe günleri saat 19:00 - 21:30 arasında gerçekleşecektir.
» Devamı

Haziran ayı itibariyle taşındığımız yeni adresimizdeki ilk konferansımız Sn. Jale Eğitim Önder'in sunumuyla gerçekleşti. "Hakikat Yolunda Rehberlik" isimli konferansımıza yaklaşık 65 misafirimiz katıldı.
» Devamı

Açık Adres Bilgilerine Buradan Ulaşabilirsiniz
» Devamı